Tarih: 04.09.2023 20:36

Barış mitingi yapıldı

Facebook Twitter Linked-in

 

MİTİNG YAPTILAR

1 Eylül Dünya Barış Günü yurdun dört bir yanında çeşitli açıklamalar ve eylemlerle kutlandı. Siyasi partilerin ve emek ve demokrasi güçlerinin birçok kentte yaptığı açıklamalarda barışın hâlâ acil bir ihtiyaç olduğu vurgusu yapıldı. Yapılan açıklamalarda ayrıca silahlı çatışmalara, savaşlara, ülkedeki hukuksuzluklara dikkat çekilerek, savaşa karşı barışın sesini yükseltme çağrısı yapıldı. Kırıkkale Emek ve Demokrasi Güçleri adı altında toplanan kalabalık bir grup Hüseyin Kahya Parkı’nda bir araya geldi.

 

AÇIKLAMADA BULUNDULAR

Kırıkkale Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklamalarda bulunan Eğitim Sen Kırıkkale Şube Başkanı Ayşe Avcı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya’yı işgaliyle başlayan, insanlık tarihinin en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşı olan II. Dünya Savaşının üzerinden 84 yıl geçti. Emperyalistler arası paylaşım savaşları nedeniyle insanlık ve doğa bir kez daha büyük bir kırımla karşı karşıya… Aradan geçen bunca zamana rağmen bugün başta Ukrayna olmak üzere dünyanın birçok yerinde çatışmalar devam ediyor.

 

ACILAR DİNMİYOR

Stockholm Uluslararası Barış Enstitüsü (SIPRI) kısa süre önce “İnsanlık tarihinin en tehlikeli dönemlerinden birine sürükleniyoruz” açıklaması yaptı. Çünkü devasa genel silahlanma artışı yanı sıra nükleer silah edinme ve kullanıma hazır nükleer silah sayısında korkunç bir artış yaşanıyor. Dolayısıyla zamana yayılmış ve adı konmamış 3. Dünya Savaşı ile karşı karşıyayız. Silahlanmaya ayrılan fonların sadece %10’u ile tüm dünyada temel hizmetler sağlanabilecek iken bir kez daha insanlık değerleri yerle bir ediliyor, doğa geri dönüşü olmayan tahribatlara maruz kalıyor, gözyaşı ve acılar dinmiyor.

 

ÖRGÜTSÜZLÜK DAYATILIYOR

Savaşların öncesinde eşitsizlikler, sömürü, hak gaspları, aşırı kar hırsı, kamplaşma ve silahlanma artıyor. Halklar ve emekçiler arası düşmanlıklar geliştiriliyor. Emperyalistler ve gerici-dikta güçler kendi elleriyle yarattıkları mülteciliği ve göçmenliği, ırkçılığın yükseltilmesinin, halklar arasında düşmanlığın körüklenmesinin aracı haline getiriyor. Göçmen emeği ucuz ve güvencesiz çalışma koşullarında sermayeye sunuluyor. Sermaye birçok ülkede sağcı ve muhafazakâr partileri iktidara getiriyor. Demokratik talepler bastırılıyor, örgütsüzlük dayatılıyor.

 

ÜLKEMİZDEKİ DURUM

Ülkemizde de Tek Adam rejimi varlığını ve iktidarda kalmanın stratejisini süreklileşen bir kutuplaştırma, gerginlik, çatışma ve “düşman iç ve dış güçler” argümanları üzerine kurmuş durumdadır. Dünün kardeşi sonradan “düşman” ilan edilmekte, düne kadar düşman ilan edilenler yeniden “kardeş” olarak sunulmaktadır. Ortadoğu’da girilen kirli ilişkiler de aynı politikaların sonucudur. İktidar bloğu, içeride ve dışarıda milliyetçi, şoven, ayrımcı, tekçi, cinsiyetçi, mezhepçi siyasetin dozu her gün biraz daha artırıyor.  Halkları ve emekçileri kutuplaştıran politikalara, tüm yurttaşların can ve mal güvencesini, emekçilerin onurlu çalışma hakkını ve iş güvencesini yok sayan saldırılara her gün bir yenisi ekleniyor.”

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —