Ahmet yeşil


BOYKOT!..

BOYKOT!..


Kafayı çeken haytanın biri,
Önünde yürümekte olan keçi sakallı,
Yuvarlak gözlüklü,
Fötr şapkalı,
Beyefendinin ense köküne okkalı bir şamar akşeder
Ve
Efendiyi iki seksen kaldırıma uzatır.
Yattığı yerden başına neyin geldiğini henüz anlamayan beyefendi, ensesinden gelen acıyı hafifletmek
için ovarken bir yandan da ardında ne var ne yok bakmaya çalışır.
Bakar ki tepesinde kafası güzel haytanın biri ellerini yumruk şekline getirmiş,
Dikiliyor!..
Bana sen mi vurdun, diye soruyor şaşkınlıkla!..
-evet!
-iyi ama neden?
Hiç tanımadığı
Ama
Keyfiye vurup yere uzattığı adamın sorusu karşısında ne diyeceğini şaşıran hayta,
-sen Yahudi misin?
-evet!..
-hz. İsa’yı siz astınız yani
-aldığı cevapla iyice şaşıran Yahudi,
-iyi ama o iki bin sene önceydi!..
Ve
Hayta o meşhur cevabı verir!..
-olsun, ben yeni duydum!..
O misal;
Her gün etiket değiştiren,

Ürün fiyatları ile günlük oynayan,
Hayat pahalılığını hükümet değil de marketlerin, kasapların, petrocülerin, pazarcıların, lokantacıların,
oncuların-buncuların yaptığını iddia eden hükümetimizin en yetkili organının,
Bundan yaklaşık üç yada dört ay önce bu türlü uygulamalar yapan esnafı “BOYKOT” edin çağrısını
Ayın ikisi günü beş litrelik “su” almak için girdiğim üç harfli marketin birin de birinin gevezeliği sayesin
de duydum…
Ve
O saniyeden hemen sonra elimdeki suyu bıraktığım gibi ıslık çala çala dışarı çıktım.
Ve
Kendi kendime,
“Önemli olan geçen zaman
Yada
Başkalarının çağrısı ile çakışmış olması değil tabi “boykot” çağrısının, dedim.
Önemli olanı,
Duyduğum anda benim reisimizin bu çağrısına icabet etmemdi,
Ve
Ettim de!..