murat tanır


BU BİR SERZENİŞ DEĞİL, ÜLKÜCÜ HESAPLAŞMASIDIR

BU BİR SERZENİŞ DEĞİL, ÜLKÜCÜ HESAPLAŞMASIDIR


Milliyetçi Hareket Partisi ile tanışmam on iki yaşımda oldu. Babam elimden tuttu, beni ocağa götürdü. Nam-ı diğer Deli Ahmet’le içilen ilk çayda öğrendim bu davayı.

Milliyetçilik sloganla değil, ocakta öğrenilir.

Bayrak sevgisi kürsüde değil, baba ocağında öğrenilir.

Devletin kutsallığını da makamdan değil, diz kırıp dinleyerek öğrenirsin.

Ben siyaseti başka yerde tanımadım.

İl başkanları gördüm, milletvekilleri gördüm, bakanlar gördüm.

Teşkilat nedir bilirim, teşkilatçılık nedir bilirim.

Bu yüzden bugün konuşuyorsam, laf olsun diye değil; içim yandığı için konuşuyorum.

BU PARTİ ŞİRKET DEĞİL, KİŞİSEL MÜLK HİÇ DEĞİL

Bugün geldiğimiz noktada acı bir gerçekle karşı karşıyayız:

Milliyetçi Hareket Partisi Kırıkkale’de bir dava merkezi olmaktan çıkartılıp, dar bir çevrenin kontrol alanına dönüştürülmek isteniyor.

Bu parti;

bir kişinin keyfine göre girilen,

bir kişinin keyfine göre dışlanan,

bir kişinin keyfine göre yönetilen

bir yapı değildir.

Ama maalesef son yıllarda yaşananlar tam olarak budur.

EMEKTARLAR NEDEN BİR BİR TASFİYE EDİLDİ?

Bu parti için gecesini gündüzüne katan, hiçbir beklenti olmadan koşan can gardaşlarım, abilerim vardı.

Ne makam istediler, ne para…

Sadece davaya hizmet ettiler.

Peki ne oldu?

Birer birer partiden uzaklaştırıldılar.

Neden?

Siyasi ikbal hesaplarına uymadıkları için.

Bugün partinin kapısından içeri girmeyen, uzaktan bakan, küsen onlarca ülkücü varsa, bunun sebebi dış mihraklar değil; içerideki bu tasfiye anlayışıdır.

TEŞKİLAT KÜSTÜ, PARTİYE KİMSE GİRMEZ OLDU

Son yıllarda en çok duyduğum cümle şu:

“Partiye girmek istiyoruz ama sokmuyorlar.”

Bu söz, bir dava için utanç vesikasıdır.

Teşkilat büyümesi gerekirken küçüldü.

Kapılar açılması gerekirken kapandı.

Sorun dışarıda değil, içeridedir.

MERKEZ İLÇE NEDEN AYLARCA BAŞKANSIZ KALDI?

Merkez ilçe yaklaşık yedi-sekiz ay başkansız kaldı.

Bu, basit bir organizasyon sorunu değildir.

Bu, kimsenin il başkanının yanında siyaset yapmak istememesinin açık göstergesidir.

Kimse neden bu yükün altına girmek istemedi, hiç soruldu mu?

ARİF TOPRAK UMUT OLDU AMA…

Sonunda Arif Toprak atandı.

Uzun uğraşlar sonunda.

Arif, teşkilatçılığı bilen, ülkücü duruşu olan bir kardeşimizdir.

Ülkücüler Arif’le umutlandı.

“Belki toparlanır” dediler.

Ama endişem şudur:

Bu anlayış devam ederse Arif de harcanır.

Çünkü Arif teşkilatı dinler.

Çünkü Arif tek adamcılığa boyun eğmez.

Ve bu, mevcut yapı için en büyük “tehlike” olarak görülür.

“BEN GETİRDİM” SİYASETİ: KİBİRİN FOTOĞRAFI

Evet, Murat Abalı’yı partiye ben getirdim.

Ben üye yaptım.

Bu da benim ayıbım olsun.

Çünkü bugün görüyorum ki,

“Ben getirdim” diyerek

herkesi harcayabileceğini zanneden bir anlayış oluşmuş.

Partiler şahısların lütfuyla değil, ülkücü iradeyle yaşar.

ASIL MESELE: MİLLETVEKİLLİĞİ HESABI

Gelelim işin özüne…

Murat Abalı milletvekilliğini düşünmektedir.

Bu yüzden mevcut milletvekili Halil Öztürk’ü rakip görmektedir.

Ve rakip gördüğü için de:

– Vekil varsa programa gitmiyor

– Teşkilatı vekilden uzak tutuyor

– Partinin seçilmiş vekilini yok sayıyor

Bu ne demektir biliyor musunuz?

Partiyi kişisel hesaplara kurban etmek demektir.

HALİL ÖZTÜRK MUHALEFET VEKİLİ Mİ?

Soruyorum:

Halil Öztürk bu partinin milletvekili değil mi?

Bu partinin oylarıyla seçilmedi mi?

Vekil varken programa gitmeyen il başkanı olur mu?

Bu, siyasi nezaketsizlikten öte parti disiplinine aykırıdır.

Bu davranış en çok MHP’ye zarar verir.

TEŞKİLATI KÜSTÜREN KAZANAMAZ

Şunu herkes iyi bilsin:

Teşkilatı küstüren, emektarı harcayan, vekili yok sayan kazanamaz.

Milletle karşılığı olmayanın adaylığı sadece kağıt üstünde kalır.

Sandıkta ülkücünün gönlü yoksa, sonuç da yoktur.

BU DAVA HEPİMİZDEN BÜYÜKTÜR

Milliyetçi Hareket Partisi kişilere emanet edilecek kadar küçük bir dava değildir.

Bu dava;

koltuktan önce ülküyü,

hesaptan önce ahlakı,

hırstan önce teşkilatı ister.

Bu yazı kimseye düşmanlık değil,

bir ülkücünün vicdan muhasebesidir.

Ve bilinmelidir ki;

Ülkücüler susar ama unutmaz.