murat tanır


Dava Yerine Kişisel Hesaplar

Dava Yerine Kişisel Hesaplar



İktidar partisi ve ortağı Milliyetçi Hareket Partisi, bugün ne yazık ki sahada dava konuşmuyor. Konuşulan şey; kim kimin önünü kesecek, kim kimin adaylığını bitirecek, kim kime daha önce genel merkeze dosya taşıyacak… Siyaset, millete hizmetten çıkıp kişisel kariyer planına indirgenmiş durumda. Bu tablo, partilerin ideolojik gücünü değil, zayıflığını gösterir.
Teşkilatlar Vatandaştan Koptu
Teşkilatlar artık esnafın, emeklinin, gencin derdini konuşmuyor. Vatandaş enflasyonu, geçimi, adaleti konuşurken; il başkanlıklarında kulis, dedikodu ve hizip hesapları dönüyor. Seçmen bunu görüyor. Görmekle kalmıyor, not ediyor. Sandık hafızası güçlüdür; unutmaz.
Engin Pehlivanlı ve Parti İçi Rekabetin Dili
AK Parti İl Başkanı Engin Pehlivanlı’nın, Milletvekili Mustafa Kaplan ile ilgili siyasi tutumunun, parti içi rekabet sınırlarını zorladığı yönünde ciddi bir algı oluşmuş durumda. Bu algı doğru da olabilir, yanlış da. Ancak siyasette önemli olan algıdır. Bir milletvekilini kamuoyu önünde yıpratmaya yönelik her adım, aslında partinin kendi ayağına sıktığı kurşundur. Vatandaş, “birlik” görüntüsü beklerken, içeriden gelen çatışmayı affetmez.
Mustafa Kaplan Üzerinden Yürüyen Yıpratma Siyaseti
Mustafa Kaplan’ı beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz; bu ayrı bir tartışmadır. Ancak seçilmiş bir milletvekilinin, kendi partisinin il başkanlığı eliyle tartışmalı hale getirilmesi, seçmenin zihninde şu soruyu doğurur: “Bunlar kendi içlerinde anlaşamıyorsa, memleketi nasıl yönetecek?” Bu sorunun cevabı sandıkta verilir ve bedeli ağır olur.
Murat Abalı ve MHP’de Daralan Alan
MHP İl Başkanı Murat Abalı’nın, Milletvekili Halil Öztürk’e yönelik tutumunun da benzer bir kırılma yarattığı konuşuluyor. Milliyetçi Hareket Partisi, tarihsel olarak disiplinli ve iç bütünlüğüyle bilinen bir partidir. Ancak bugün MHP tabanında da “bizimkiler neden birbirini yiyor?” sorusu yüksek sesle sorulmaya başlanmıştır. Bu, parti için alarm zilleridir.
Halil Öztürk’ü Küçültme Çabası, Partiyi Küçültür
Halil Öztürk’ü vatandaş nezdinde küçültmeye çalışmanın, MHP’ye bir gram faydası yoktur. Aksine, “kendi milletvekilini harcayan parti” algısı büyür. Siyasette bir kişiyi yıpratabilirsiniz ama o yıpranmanın gölgesi mutlaka partiye düşer. Bu, kaçınılmaz bir gerçektir.
Genel Merkez Koridorlarında Tükenen Enerji
Ankara’da, genel merkez koridorlarında her gün birilerini şikâyet etmekle geçen mesai; sahada telafi edilemeyen bir boşluk yaratıyor. Genel merkez, kavga dosyası görmek istemez; seçim kazanacak teşkilat görmek ister. Sürekli birbirini şikâyet edenler, aslında “biz bu yükü taşıyamıyoruz” demiş olur.
Vatandaş Köpük Görüntüden Yoruldu
Vatandaş artık vitrin siyasetine, yapay gülüşlere, süslü cümlelere inanmıyor. Şahsi çıkarlar için verilen “köpük görüntü”, ilk rüzgârda dağılıyor. Samimiyet yoksa, emek yoksa, adalet duygusu yoksa; seçmen orada durmaz. Sessizce uzaklaşır.
Seçmeni Siz Küstürüyorsunuz
Kimse kusura bakmasın: seçmeni muhalefet çekmiyor, iktidarın kendi iç kavgaları itiyor. İnsanlar zorla CHP’li olmuyor; umutsuzlukla, kızgınlıkla, hayal kırıklığıyla uzaklaşıyor. Bunun sorumlusu da dış güçler değil, bizzat teşkilatların kendisidir.
Bu Bir İtham Değil, Açık Uyarıdır
Bu yazı kimseye suç isnadı değildir. Bu bir hakaret değildir. Bu bir dava düşmanlığı hiç değildir. Bu, sahada konuşulanların, kahvede fısıldananların, sandık öncesi biriken öfkenin açık bir tercümesidir. Görmezden gelenler, sonuçla yüzleşir.
Son Söz
Partiler kişilere feda edilirse, sandıkta kişilerin de partilerin de hükmü kalmaz. Uyarı dostçadır, niyet açıktır. Vatandaş sizden şikâyetçi beyler.
Benden söylemesi.