murat tanır


KIRIKKALE’DE “SÖZDE GAZETECİLİK” VE AHLAK SORUNU


Kırıkkale’de ne zaman bir yolsuzluk ya da usulsüzlük iddiası gündeme gelse, aynı isimler aynı rollerle sahneye çıkıyor. Kendini gazeteci olarak pazarlayan, ama gazeteciliğin temel ilkeleriyle zerre kadar ilgisi olmayan bu tipler, bir anda adaletin, ahlakın ve kamu vicdanının savunucusu kesiliyor. Dün sustuklarına bugün bağırıyor, dün görmezden geldiklerini bugün manşete taşıyorlar. Çünkü mesele hakikat değil, hesap.

GEÇMİŞİNİ UNUTANLAR, BUGÜN BÜROKRASİYE AYAR VERİYOR

İnsan önce aynaya bakmalı. Dün kimlerle yürüdüğünü, hangi masalarda oturduğunu, hangi kapılardan kimlerin referansıyla girdiğini unutup; bugün Kırıkkale bürokrasisine ayar vermeye kalkmak hadsizliktir. Siyaseti dizayn etmeye çalışan bu sözde gazeteciler, ne bir seçimle gelmiştir ne de toplumsal bir karşılığı vardır. Ama kendilerini şehrin aklı, vicdanı ve terazisi zannederler.

ARKADAKİ GÖLGE: “ABİLER” VE KORUMA KALKANI

Bu cesaret nereden geliyor, diye soranlar için cevap nettir:

Arkasında her türlü usulsüzlüğe açık, kirli ilişkilerden beslenen “abiler” var. Para, güç ve şantaj üçgeninde kurulan bu düzen, kalem değil talimat üretir. Bugün bir kurumu hedefe koyanlar, yarın başka bir dosya karşılığında susmayı da çok iyi bilir.

SORULAR HAVADA DEĞİL, TOPLUMUN DİLİNDE

Bu şehir küçük, hafıza güçlüdür.

Sorular soruluyor, cevaplar kulaktan kulağa dolaşıyor:

Sen bu kadar dostu nasıl yaptın?

Kimler sana referans oldu?

Kimlerden, hangi yollarla paralar aldın?

Kimlerle ne işler tuttun?

Hangi dosyalarla, kimlere şantaj yaptın?

Bunlar dedikodu değil; toplumun bildiği ama yüksek sesle söylemekten çekindiği gerçeklerdir.

KALEM DEĞİL, TETİK TUTANLAR

Gazetecilik; güçlünün borazanı olmak değil, hakikatin izini sürmektir. Ama burada kalem, hakikat için değil; tehdit için kullanılıyor. Bugün övdüğünü yarın yerin dibine sokan, dün saldırdığına bugün methiyeler dizen bu anlayış, gazetecilik değil tetikçiliktir.

BATAKLIKTA GÜL YETİŞMEZ

Ne kadar süslenirse süslensin, ne kadar “kamu yararı” kılıfı geçirilirse geçirilsin; bataklıktan temiz bir şey çıkmaz. Bataklıkta yetişen gül bile kokmaz, fayda sağlamaz. Kırıkkale’nin ihtiyacı kirli ilişkilerden beslenen sözde gazeteciler değil; onurlu, bağımsız ve ahlaklı duruşlardır.

BU ŞEHİR UNUTMAZ

Bugün manşet atanlar, yarın o manşetlerin altında kalabilir. Çünkü bu şehir unutmuyor. Kim nerede durmuş, kim hangi dönemde kime hizmet etmiş, kim kalemini kaça kiraya vermiş… Hepsi yazılı olmasa da zihinlerde kayıtlıdır.

Ve gün gelir, gerçek gazetecilik ile sözde gazetecilik arasındaki fark; manşetlerle değil, hesaplaşmayla ortaya çıkar.