Deprem önlenemez bir doğal “afet”
Burası gerçek;
İnsanoğlu eliyle “felakete evriliyor” burası daha da bir gerçek.
Bu gün değilse yarın,
Yarın değilse sonraki yarın,
O da değilse yarınlar da bir gün bu “afeti” yaşayacak magmanın üstünde yüzen güzel şehrim.
Bunu bile bile,
Göre göre,
İmkan varken,
Yapabilecekken,
Yapmamak,
Her imkanı kullanıp, her tedbiri alıp onunla yaşamayı öğrenmemek beraberinde “felaketi” getiriyor
insanlığa.
Yaşadığımız şu deprem,
On bin yılların “felaketi” bence
Ama
Yöneticilerin dediği gibi “Afeti” değil.
Bu yüzyılın çeyreğine gelinceye kadar
Ve
Henüz geçtiğimiz yüzyılın içerisinde,
Onlarc a ülkede, onlarca deprem olmuş sekiz ve sekizin çok çok üstünde.
Yüzbinleri gömmüş ülkeler, sakat çıkarmış enkaz altından vatandaşlarını, lakin, ders almasını da
bilmişler.
Önüne geleni müteahhit yapmamışlar mesela.
Keser vermemişler,
Kürek tutturmamışlar,
Harç kardırmamışlar eğitmedikleri insanlara ustalık payesi vermemişler…
Eğitim şart,
Denetim çok çok önemli demişler.
Denetleyecek adamlar kalifeye,
Tahsili-tabiyeti yerinde,
Konuya vakıf,
Tecrübe sahibi olduktan sonra imzaya yetkili kılınmışlar.
Hal böyle olunca,
Deprem doğal afetten ileri gitmiyor onlar için şimdilerde,
Şehirler yıkılıp felakete dönüşmüyor,
Ve
Böylelikle kendi eli ile yaptığı binalar “azraili” olmuyor insanların.
Toz bulutu aralanıyor!..
Aslına bakarsanız yetkililerin,
“biz İstanbul da beklerken darbe güneyden geldi” demeleri, ne kadar hazırlıksız, ne kadar iş
bilmemezlik, ne kadar vurdumduymazlık içinde olduklarını ve sonunda işi kadere bağlamalarıyla da
insana verdikleri değeri ve bu konuda bile ne kadar aciz olduklarını gösterdiler.
Bir müddet tartışılacak bunlar,
Konuşulacak,
Caklı-cekli laflarla vaatler verilip alınacak,
Ve
Kaçınılmaz son, unutulacak tabi…
Taaki;
Yeni bir afetin felakete dönüşmesine kadar.
Hazır yeri gelmiş ve olay hala çok sıcakken yerel bir gazeteci olarak Kırıkkale belediye başkanına
soralım buradan…
Tabi diğer yetkili ilgili kişilere de!..
Son yaşadığımız depremin gün ve tarihi hariç, hapa-hap ve nokta tesbiti ile yerini bilen Prof.Dr. Naci
Görür, Ankara ve özellikle Kırıkkale için 2020 den bu tarafa uyarıp duruyor herkesi..!
Ben duyuyorsam bu uyarıları, sizde duyuyorsunuz demektir…
Ne gibi bir önlem aldınız?
İmar barışından kimler ve kaç bina faydalandı?
Kaç binamız sağlam, kaçı çürük, kaçı hemen yıkılmalı, kaçında ne gibi eksikli var veya var mı, bununla
ilgili bir çalışma yaptınız mı?
Fay hattı üstünde oturduğumuz gerçekken neden Sekiz-dokuz-hatta on’un üstünde katlı binaların
yapımına izin verdiniz, onları denetleyen elemanların yeterlilik ve eğitimi konusunda güvenilir
olduğundan eminmisiniz?
Acil eylem planınız var mı mesela?
Afet anında insanlar nerelerde toplanacak, kim kime nasıl ve hangi hallerde yardım edecek, yardım
etmek isteyen aleti-edevatı nerden ve nasıl temin edecek ilk saatlerde?
Ve
CHP kendine ekmek parası çıkarsın diye listeye aldığı ilk okul mezunu ve yaşlı bir adamı İyİ partinin
sırtına sarıp sorumluluktan kaçarken, neden siz ısrarla imar kesin hesap komüsyonuna bu adamı
alıyorsunuz?
Sahi,
İnşaat mühendisi, jeolog, jeo fizikçi gibi ilgili mesleklerden olan insan var mı imar komisyon da, varsa
sayı kaç
Yada
Belediye de kaç kadro var bu mesleklerle ilgili,
Yoksa
Tuhafiyeci-emekli işçi-emekli memur- celep marangoz vesaire ile daha sağlam, daha dayanıklı binalar
yapar ve kontrol ederim mi diyorsunuz?
Yani
Ne yaptınız doğal bir depremin felakete dönüşmemesi için bu güne kadar şehrimiz de, bilelim?!..
Netice de, deprem bir afettir,
Yaşayacağız bu gün olmasa çok yakın yarınlarda.
“adımız Hıdır, elimizden gelen budur” misali,
Biz bize düşen hazırlığı yapıp,
Dış kapının yanına deprem çantasını hazırlayıp, her odanın görünen yerine su ve düdük koyduk.
Pekii!..
Bu işlerin tamamından sorumlu ve yetkili olarak,
Siz ne yaptınız?